Patanili Mucahid Komutanla Röportaj

Added 22/2/2012

Budist Tayland Ordusu’na karşı özgürlük mücadelesi veren Patanili Müslümanların Ünlü Mucahid Komutanı Hacı Ruslan ilk kez bir Türk Gazeteciye konuştu.


Patanili   Mucahid   Komutanla  Röportaj

09/09/2009


Tayland Ordusu’nun işgali altında olan Patani’de de Müslümanlar tıpkı Filistin, Afganistan, Irak ve Çeçenistan’da olduğu özgürlüklerini elde etmek için yıllardır mücadele veriyorlar. Tayland Yönetimi Patani’de Silahlı Müslüman Savaşçılar tarafından yürütülen direnişin dünya kamuoyuna mal olmaması için büyük bir çaba harcıyor ve gazetecilere çeşitli kısıtlamalar getiriyor. Patani’de kaldığım bir haftanın sonunda yoğun çabalarım sonuç verdi ve Patani’deki direnişin bir numaralı ismi olan Kumandan Ruslan ile görüşme fırsatı yakaladım. Kendi ifadesiyle 17 yaşından beri Tayland Ordusu’na karşı savaşan Kumandan Ruslan, Tayland Yönetimi’nin en çok aradığı isim olarak da biliniyor. Patani’de gerçekleştirilen silahlı eylemlerin tamamına yakınından Kumandan Ruslan’ı sorumlu tutan Tayland Ordusu, Kumandan Ruslan’ı ele geçirebilmek için binlerce askerden oluşan grupların eşliğinde dönem dönem köylere askeri operasyonlar düzenliyor. Uçsuz bucaksız Patani Ormanlarında yağmurlu bir günde görüşme imkânı bulduğum Kumandan Ruslan, Patani’deki direnişle ilgili bilinmeyenleri anlattı. İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.


-Tayland Ordusu’na karşı uzun zamandır silahlı mücadele veriyorsunuz. Niçin böyle bir yola başvurdunuz?

Bu sorunuzun cevabı tarihte yatmaktadır. Patani bir zamanlar Müslüman Liderler tarafından yönetilen bağımsız bir İslam Devletiydi. Tayland Krallığı sömürgeci devlet İngiltere’nin de yardımıyla topraklarımızı işgal etti. Bu işgalle birlikte özgürlüğümüz elimizden alındı ve Patani Halkının kimliğinin temelini oluşturan İslam’a karşı savaş açıldı. Halkımıza önderlik yapan bir çok İslam Âlimi Tayland Askerleri tarafından tutuklandı. Bu alimlerden bazıları da tıpkı Önderimiz Hacı Slong gibi katledildi. Tayland Krallığı Patani’deki İslam Kültürünü yok etmek ve Patanili Müslümanları Budistleştirmek istiyor. Tarihi düşmanımız olan Tayland Krallığı bu amacını gerçekleştirebilmek için binlerce Budist Aileyi farklı yerlerden getirip Patani’ye yerleştirdi. Bizler Patani Halkı olarak dinimizi ve topraklarımızı korumak için Allah’a söz verdik ve topraklarımızı gasp edenlere karşı cihat başlattık. Dedelerimiz bu uğurda şehit oldular; biz de onların yolunu sürdürüyoruz. Taylandlılar tarafından yıkılan Patani İslam Devleti’ni yeniden kurmak ve binlerce yıldır vatanımız olan Patani’de özgür bir şekilde yaşamak için mücadele ediyoruz. Özgürlüğümüzü ve topraklarımızı geri alana kadar direnmeye devam edeceğiz ve toprağı işgal altında olan her Müslüman’a farz-ı ayın olan cihad vazifesini yerine getireceğiz.

-Tayland Ordusu’na karşı savaşırken nasıl bir strateji izliyorsunuz ve hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?

Vur-kaç taktiği olarak bilinen gerilla yöntemini uyguluyoruz ve Taylandlı Askerlere her yerde ve her fırsatta saldırmaya çalışıyoruz. Bu saldırılar 5-6 kişiden oluşan küçük gruplarımız tarafından gerçekleştiriliyor. İşgalci Budist Askerler tarafından Patani’ye kurulan askeri karargâhlar, polis merkezleri ve askeri kontrol noktaları öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor.


Patanili   Mucahid   Komutanla  Röportaj

“SİVİLLERİN ÖLDÜRÜLMESİNE KARŞIYIZ”

-Tayland Yönetimi Patanili Direnişçilerin Budist sivillere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini iddia ediyor. Bu iddia hakkında neler söyleyeceksiniz?

Kadın ve çocukların dışında şehrini, evini terk edip Patani’ye gelen hiçbir Budist sivil değildir. Tıpkı farklı ülkelerden Filistin’e gelip İsrail Devleti’ni kuran Yahudiler gibi. Tayland Hükümeti topraklarımızı Budistleştirmek için farklı bölgelerden getirdiği Budist Aileleri Patani’ye yerleştiriyor ve bu aileleri Müslümanlara karşı silahlandırıyor. Patani’ye yerleşen Budistlerin, Tayland Askerlerinden tek farklı yönleri askeri kıyafetlerinin olmaması. Asıl sivilleri öldürenler Tayland Ordusu’na bağlı işgalci askerlerdir. Taylandlı Askerler daha 3 hafta önce Narativa’da iki eli tutmayan özürlü bir genci sokak ortasında öldürdüler. Bu özürlü gencin suçu neydi? Biz kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin İslam’a uymayan her türlü eylemi kınıyoruz. 6 ay önce Patani’de bir ilk okulun önünde öğrencilerin ders vakti sırasında okulun önünde devriye gezen Taylandlı Askerlere yönelik bir saldırı oldu. Saldırı da hiçbir Budist öğrenci zarar görmemesine rağmen biz bu saldırıyı kınadığımızı ve doğru bulmadığımızı açıkladık. İslam hangi dinden olurlarsa olsunlar savaş esnasında sivillerin öldürülmesini yasaklıyor. Biz de bu konuda İslam’ın emirlerine sıkı sıkıya bağlıyız.

-Bize kendi içinizde uyguladığınız sisteminizden bahseder misiniz? Mesela direnişçileri askeri operasyonlara nasıl hazırlıyorsunuz?

Bir mücahid askeri operasyonlara katılmadan önce eğitmenlerimiz tarafından 24 aylık bir eğitime tabi tutuluyor. Bu eğitimler her biri 6 ay sürmek üzere “anaokulu, ilkokul, lise ve üniversite” diye bölümlere ayrılıyor. Anaokulu dediğimiz bölümde mücahid olma adaylarına temel İslami bilgiler, Patani Tarihi ve niçin cihad etmemiz gerektiği üzerine bilgiler veriliyor. “İlkokul” diye isimlendirdiğimiz bölümde İslam’a göre savaş hukuku derslerini gören mücahid adayları lisede silah ve patlayıcı eğitimi almaya başlıyorlar. Üniversite evresinde ise hem fiziksel hem de zihinsel olarak cihada katılacak hale gelen bu adaylar 4 gün süren imtihanların ardından başarılı oldukları takdirde savaşmak için mücahidlerin saflarına katılmaya hak kazanıyorlar.


Patanili   Mucahid   Komutanla  Röportaj

“MÜCAHİD DİNDAR, ZEKİ VE DİRENÇLİ OLMALI”

-Direnişçileri kimler arasından ve nasıl seçiyorsunuz?

Her bölgede, her şehirde hatta her köydesorumlularımız var. Bu sorumlularımız bize mücahid olabilecek kişileri tavsiye ediyorlar ve biz de onları belli bir aşamadan sonra eğitime tabi tutmaya başlıyoruz. Mücahid adaylarını genelde çevrelerinde dürüst olarak bilinen dindar, zeki ve vücut olarak dirençli gençlerden seçiyoruz.

-Patani’deki direnişe yakın olan bazı siyasiler Tayland Yönetimi ile Patani üzerine görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmeler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Bizler Allah’ın rızasını elde etmek ve cenneti kazanmak için cihad ediyoruz. Cihad sadece cephede savaşmak değildir. Cihad bir çok alanı kapsayan genel bir ibadettir. Bir Müslüman insanlara İslam’ı anlatarak diliyle cihad edebilir, bir başka Müslüman da kalemini cihad için bir araç olarak kullanabilir. Burada önemli olan ihlaslı olmak ve Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. Biz işgalci Budist askerlerle göğüs göğse çarpışarak cihadın en üstün olanlarından birini yerine getiriyoruz. Bazı kardeşlerimiz de siyasi alanda cihad ediyorlar ve bizim taleplerimizi Tayland Yönetimi’ne iletiyorlar. Bazı kırmızı çizgilerimiz var; bu çizgiler aşılmadığı sürece Tayland Yönetimi ile bazı konular üzerinde görüşme yapılmasına karşı değiliz. Bu görüşmelere bazı dönemler Malezya, bazı dönemler de Endonezya aracılık yapıyor. Ben kişisel olarak bu görüşmelerden hiçbir zaman olumlu bir sonuç alamayacağımızı düşünüyorum. Bizi zafere ulaştıracak olan tek yol cihaddır. Fakat siyasi alanı da boş bırakamayız. Budist Tayland Yönetimi ile direk görüşülmesine de ilke olarak karşıyız.

-Bu görüşmelerde Tayland Yönetimi’nden sizin adınıza neler talep ediliyor?

15 senedir Tayland Hapishanelerinde tutulan 4 komutanımız var. Komutanlarımızdan biri ağır hasta. Biz bu komutanlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz.

-Tayland Yönetimi bunun karşılığında sizden ne istiyor?

Silahlarımızı bırakmamızı ve askeri hedeflere yönelik gerçekleştirdiğimiz eylemlerimize son vermemizi istiyor. Tayland Yönetimi’nin bu isteğini asla kabul etmeyeceğiz. Çünkü son işgalci Patani’yi terk edene kadar silahlarımızı bırakmayacağız. İşgalci Budistlere karşı Peygamber Efendimiz’den ve dedelerimizden bize miras olarak kalan kutsal cihadı sürdüreceğiz.

-Tayland Ordusu’na karşı savaşmak için silahları nasıl elde ediyorsunuz? Size maddi olarak veya silah konusunda destek veren ülkeler var mı?

“Düşmanının silahı senin de silahındır” felsefesine inanıyoruz ve silahlarımızın genelini Tayland Yönetimi’ne bağlı polis karakollarına ve askeri karargâhlara düzenlediğimiz baskınlar sonucu elde ediyoruz. Ayrıca hiçbir devletten maddi yardım almıyoruz. Çünkü devletler maddi yardım karşılında sizden son derece ağır isteklerde bulunuyorlar. Patani Halkı cihadı ve mücahidleri seven bir halk. Cihadımıza destek veren binlerce gönüllü ailemiz var. Gönüllü ailelerden her biri mücahidlere aylık olarak ortalama 63 baht (10 dolar) yardımda bulunuyor. Elimizdeki imkanlar kısıtlı; fakat Allah çalışmalarımızı bereketli kılıyor. İşgalci düşmana karşı verdiğimiz cihadda sadece Allah’a güveniyoruz. Eğer O dilerse zafere ulaşırız.


Patanili   Mucahid   Komutanla  Röportaj

“İSLAMİ HAREKETLER HALKA İNEMİYOR”

-İslam Dünyası’nda tarzını beğendiğiniz ve kendinize yakın gördüğünüz İslami hareketler hangileri?

İslam’ın kuvvet bulması ve Müslümanların maslahatı için çalışan bütün İslami hareketleri kendimize yakın görüyoruz. Ben kişisel olarak özellikle Hamas’ı çok beğeniyorum ve başta Halid Meşal olmak üzere Hamaslı mücahidleri takdir ediyorum. Bugün İslami hareketlerin bir çoğu ne yazık ki halka inemiyorlar ve halkın genelinin güvenini kazanamıyorlar. Halkın güvenini kazanamayan hareketler hiçbir zaman başarılı olamazlar. Bu nedenle İslami hareketler halkçı olmalılar ve içinde bulundukları toplumların güvenlerini kazanmalılar. Hamas halk için gerçekleştirdiği sosyal faaliyetler sayesinde bunu başardı ve bütün İslami hareketlere örnek oldu. Biz de Hamas’ın bu yönünü kendimize örnek alıyoruz.

-Filistin, Afganistan, Irak, Çeçenistan gibi bölgelerde de sizinle aynı dünya görüşünü paylaşan Silahlı Müslüman Savaşçılar var. Bu bölgelerdeki Müslüman Savaşçılarla aranızda herhangi bir ilişki veya irtibat söz konusu mu?

İslam bütün Müslümanları kardeş ilan ediyor. Bundan dolayı Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan gibi bölgelerdeki mücahidlerle aramızda inancımız nedeniyle kardeşlik ilişkisi var. Her nerede olursa olsun mücahidlerin işgal güçlerine karşı verdikleri direnişi manevi olarak destekliyoruz. Fakat bu bölgelerdeki mücahid kardeşlerimizle aramızda askeri alanda herhangi bir ilişki yok. Biz dünyanın her yerinde cihad eden mücahid kardeşlerimize, özellikle de Filistinli mücahidlere her alanda yardım etmeye hazırız. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa’nın Yahudiler tarafından gasp edilmesi her Müslüman’ı olduğu gibi bizi de ağır şekilde üzüyor. Yahudiler bütün Müslümanların ortak düşmanıdır. Budist Tayland Yönetimi Patani’de Müslümanlara karşı yürüttüğü savaşta en büyük desteği İsrail Ordusu’ndan alıyor. Patani’de bize karşı savaşan askerlerin bir çoğu da İsrailli komutanlar tarafından eğitiliyor.

-Siz direnişçilerin saflarına nasıl katıldınız? Bize kişisel hikâyenizden bahseder misiniz?

Patani’nin özgürlüğü için savaşmaya başladığımda yaşım 17’idi. Askerler sürekli evlerimizi basıp, gençlerimizi gözaltına alıyorlardı. Bir baskın sırasında Taylandlı Askerlerin üst düzey komutanlarından birini öldürdüm ve köyümü terk ederek dağlara kaçtım. 17 yaşımdan beri İşgalci Tayland Ordusu’na karşı halkımın ve vatanımın özgür olması için savaşıyorum ve yıllardır dağlarda yaşıyorum. Yaşım artık 50’ye yaklaştı. Bundan sonra da gücüm yettiği kadar halkıma ve mücahidlere hizmet etmeye çalışacağım. Benim kişisel hikâyem bundan ibaret.


Patanili   Mucahid   Komutanla  Röportaj

“TÜRKİYE MÜSLÜMANLARA LİDERLİK YAPMALI”

-Türkiye hakkında neler biliyorsunuz?

Küçükken annemden hep İstanbul’u duyardım. İstanbul biz de Türkiye anlamına geliyor. Halife Abdulhamid İngilizlere karşı Patanililere yardım etmeleri için bir çok mücahidi Patani’ye göndermiş. Bu mücahidler İstanbul’dan gelmişler ve bir çoğu Patani’de şehid düşmüşler. İstanbul bizim için hilafetin merkezidir ve Türkiyeli kardeşlerimiz de halifemizin torunlarıdır. Türkiye Halkına son derece saygı duyuyoruz ve Türkiye’yi İslam Dünyası’nın en önemli ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Türkiye’den Necmeddin Erbakan’ı ve başbakanınız Recep Tayyip Erdoğan’ı tanıyoruz. Ülkenizde başörtülü kızların üniversitelere giremediklerini de biliyoruz. Biz Türkiye’nin asıl kimliği olan İslam’a dönmesini ve tıpkı tarihte olduğu gibi Müslümanlara liderlik yapmasını temenni ediyoruz. Ayrıca Türkiye Halkından Patanili Müslümanlara sahip çıkmalarını ve bize dua etmelerini istiyoruz.

ADEM ÖZKÖSE

http://www.islam-tr.net/serbest-kursu/16573-patanili-mucahid-komutanla-roportaj.html

 

 

Tags : KARAMURAT
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |

PATANİ CİHADI

Added 22/2/2012

PATANİ CİHADI

 

Patani, Tayland sınırları içerisinde ve Tayland’ın güneyinde yoğun olarak Müslümanların yaşadığı bölgenin adıdır. Tayland Müslümanları olarak bilinen bu kesimin büyük bir çoğunluğu köken olarak Malay ırkına mensuptur.

Güneydoğu Asya’daki tarihi antik çağlara dayanan Patani, 15. yüzyılda bir İslam krallığı haline geldi ve bu dönemde en parlak çağını yaşadı. Patani İslam Krallığı, 15. ve 17. yüzyıllar arasında önemli bir ticaret ve eğitim merkezi haline geldi. Patani, bu yüzyıllarda bölgeye akın eden sömürgeci güçlerin doğrudan saldırısına maruz kalmamış olsa da, yanı başındaki Siyam Krallığı’yla çetin bir mücadele içerisindeydi. Bu uzun süreli mücadele sürecinden sonra iç karışıklıkların da etkisiyle zayıflayan krallık, bölgedeki sömürgeci güç İngiltere’nin de desteğiyle daha sonraki yıllarda Siyam Krallığı’nın topraklarına dahil edildi.

Tampon bölge olmasının getirilerini kullanarak sömürgeci güçler arasında başarılı bir denge siyaseti izleyen Tayland, Güneydoğu Asya’da büyük güçler tarafından sömürgeleştirilemeyen tek ülke olarak kalmayı başarmıştır. Patani’nin İngiltere tarafından Tayland’a bırakılması da, büyük ölçüde sömürgeci güçler arasındaki reelpolitik dengeleri kullanmasıyla ilişkilidir. 1909 yılında resmen Siyam topraklarına dahil edilen Patani, bu yıldan itibaren sürekli bir direniş içerisine girdi. Tayland’ın 1938’de başlattığı reform hareketleriyle din, dil ve kültürel yapısına sürekli müdahale edilen Patani’deki direniş, 1940’lı yıllarda doruğa ulaştı.

Bu dönemde Patani siyasi direnişinin öncüsü olan Hacı Sulong’un meseleye uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm bulma girişimleri, bölgenin adını nihayet dünya kamuoyuna duyurdu. Hacı Sulong’un amacı, Patani halkının dinî ve kültürel kimliğine yapılan müdahaleleri durdurmaktı. 1960’larda tekrar ortaya çıkan direniş grupları arasında bir birlik sağlanamamasından dolayı, Patani direnişi bu yıllarda 1940’lı yıllardaki kadar etkili olmadı. 1960–1980 yılları arasındaki mücadele dönemi, 1980’de göreve gelen uzlaşmacı Tay yönetiminin özellikle ekonomik alandaki yenilikleriyle duruldu.

1990’lı yıllarda kendilerine siyasi katılım hakkı da verilen Patani halkı, Tayland yönetimine karşı nötr bir tavır içerisine girdi. Lakin Patanililere verilen imtiyazlar, bu halkın Tayland’a karşı hissettiği tarihî öfkeyi ve süregelen ekonomik problemleri örtemedi. Öte yandan Tay yönetimi de, Patani halkını potansiyel tehlike olarak görmekteydi. Bu yüzden, önceki dönemdekiler kadar yoğun olmamakla birlikte bölge üzerindeki baskılar sürmekteydi.

Son 20 yıldır büyük ölçüde küllenmiş olan olaylar, 2000’li yıllarla beraber tekrar alevlendi. Amerika’daki 11 Eylül saldırıları sonrasında tüm dünyayı etkisi altına alan “terörizmle savaş” kasırgası, bu küçük bölgeyi de vurdu. Güneydoğu Asya’da, El-Kaide liderlerinden olduğu iddia edilen Endonezya kökenli Hambali’nin Tay toprakları içerisinde yakalanması gözlerin buraya çevrilmesine neden oldu. Ordularını bu bölgeye yönlendiren Tay yönetimi, bu konuda ABD’den yardım ve taktik takviyesinde bile bulundu. Birçok muhalif tarafından olayları abarttığı düşünülen Tay yönetiminin hızını alamayarak 28 Nisan ve 25 Ekim 2004’te meydana gelen protesto gösterilerine yaptığı sert müdahaleler, adeta bir savaş niteliğindeydi. 2004 yılı başından bu yana bölgede süregelen olaylar, bu mahzun halkın acılarını bir kez daha tazeledi.

Bölgede yaklaşık iki yıldır uygulanan sıkıyönetim döneminde 100’e yakın kayıp ve 1000’e yakın öldürülme hadisesi vuku buldu. Son olaylar, Güney Tayland olarak tanıtılıp ismen sahiplenilen bu bölgenin mânen dışlanmışlığının bir göstergesiydi.

Topraklarının sömürülmesi dışında Tayland’la hiçbir bağlantısı olmayan Patani halkının direnişi bilinmeye değer bir mücadeledir. Sayıca az olan bu halkın dinî ve kültürel değerleri uğruna verdiği büyük mücadele, Patani halkının özgürlüğe duyduğu özlemin ifadesidir. Bu değerleri kaybetmenin varoluşlarını anlamsızlaştıracağı düşüncesinde olan Patani halkı, bu düşüncenin bedelini hâlâ ödemektedir. Seslerini dünyaya duyuramamış bu halkın yıllardır verdiği mücadele bugüne dek devam etmiştir.

  

http://www.zeynepder.org/forum/index.php?topic=15521.0

 

 

Tags : KARAMURAT
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |

UYAN ARTIK!

Added 7/3/2010

 



Tags : fatih
Category : Not specified | Comments (0) | Write a comment |

| Contact author |